Yazar: Seda Nur SARIUSTA
-
İnsanların Sana Yaptıkları Değil, Senin Kendine Yaptıkların
Bazı şeyler gerçekten sana yapıldı; haksızlığa uğradın, görmezden gelindin, yanlış anlaşıldın ve bunlar tartışmaya açık değil. Ama insan bir noktada şunu fark eder: yaşadıklarının ağırlığı değil yoran, o ağırlığı ne kadar süredir taşıdığındır. İşte burası rahatsız eder. Çünkü sorumluluk başkasından sana geçer. Kimse kimseyi bir anda harcamaz; bu işler aceleyle olmaz, önce sınırlarını zorlar. Sonra…
-
Sahne Senin: Kendi Alkışını Ara.
Modern insanın en büyük yanılgısı, hayatın bir gün “gerçekten başlayacağı” inancıdır. Bu inanç, bizi bugünden koparıp sonsuz bir ertelenişe sürükler. Gerçeğin ağırlığıyla yüzleşmekten korktukça, kendi yaşamımızdan çekilip başkalarının hikâyesinin izleyicisi oluruz. Bir başkasının acısını, başarısını, arayışını seyretmek; kendi adımımızı atmaktan daha kolay gelir ve böylece görünmez bir tribünde oturup yedek hayatlarla avunan sessiz seyircilere dönüşürüz.…
-
Hayat Sende Neden Kırıldı? Çünkü Yolculuk Başlıyordu. Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
Joseph Campbell yıllarını mitleri, efsaneleri ve kutsal anlatıları inceleyerek geçirdi. Fark ettiği şey çarpıcıydı: Dünyanın neresine gidersen git, bütün hikâyeler aynı yapıya sahipti. Krallar, şamanlar, savaşçılar, tanrılar, sıradan insanlar… Hepsi aynı yolu yürüyordu. Çünkü Campbell’a göre bu model dışarıdaki hikâyenin değil, insanın ruhunun mimarisiydi. Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, tek bir kişinin değil, bütün insanlığın binlerce yıldır tekrar ettiği bir…
-
Gerçeği Görmek İstemenin Bedeli Ağırdır.
Gerçeği görmek pasif bir aydınlanma değil; aktif bir cesarettir. Devam etme ihtimali varken “hayır” demek, insanın kendi sezgisine sadakatinin en keskin hâlidir. Kendini kandırmayı bırakıp içindeki sesi duyduğun andır. Fakat hakikat çoğu zaman önce acıyı getirir. Bir gerçek ortaya çıktığında, onunla birlikte birçok hayal de dağılır. Artık bildiğini geri itemezsin; kapattığın kapı çoktan aralanmıştır. O…
-
Ağustos Karşılaşması
Jung’un senkronisite dediği şey, insanın içindeki çağrıyla dışarıda beliren işaretin aynı anda görünmesidir. Benim için o işaret Ağustos’ta ortaya çıktı. Kader bazı karşılaşmaları kalabalıktan çekip sessiz bir köşeye bırakır. Kimsenin duymadığı bir sokakta birkaç saniyelik bir duruşta iki insanın arasına ince bir hakikat yerleşir. O an herkes rolünü bırakır ve kendi tarafını fark eder. Biri…
-
Bazı manzaralar sadece şikâyeti bırakanlara görünür.
Pazar günüydü. Sessiz yürüyüş günümdü. Yani ne kulaklık vardı kulağımda, ne podcast, ne de arka planda birinin sesi. Sadece ayaklarımın sesi, sokaktaki rüzgâr, uzaklardan gelen araba uğultusu… Kafamın içi de ilk kez bu kadar netti. Markete gitmem gerekiyordu, ama evin altındaki kapalıydı. “Of yine mi o bayır?” diye içimden söylendim önce. Çünkü o yol benim…
-
Bırakmanın Gerçek Anlamı: Boşluktan Korkmamak
“Hepimiz, üzücü ya da endişe verici bir şeyi geride bırakmak zorunda olup da, bıraktıktan yalnızca bir an sonra kendimizi benzeri hüzünlü bir durumda bulacağımızdan emin olmanın nasıl bir şey olduğunu tam olarak biliriz. Bu kişiyi bırakıp ötekini seçmemiz, bizi sonu olmayan ilişkilere sürükleyen yalnızlığımızı sonlandırmaz. Bu geride bırakmak değildir. Yalnızca boşluğu beklemeye almayı başarmış oluruz.”…
-
Ruhumuz Offline Kaldı
Bir kuşak olarak çok şey söylüyoruz. Tweet atıyoruz, yorum yapıyoruz, “story” paylaşıyoruz, hatta bazen bir bakışla bile düşüncelerimizi anlatabiliyoruz. Ama iş kalbimize geldiğinde… orası hep sessiz. Konuşmadığımız şeyler var. Birine “nasılsın?” dediğimizde cevabı beklemiyoruz. “İyiyim” demek artık sadece bir refleks cümlesi. Oysa çoğumuzun içi yanıyor, ama kimse gerçekten dinlemiyor. Bir şeyleri anlatma isteğimizle, anlaşılma umudumuz…
-
Bilincin Saklı Haritası: RÜYALAR
Rüyalar, insan zihninin düzenleyemediği duygulara sahne açtığı alanlardır. Gündüz akılla susturulan her düşünce, gece bir sembole dönüşür. Bir evin yeri değişir, biri başka bir yüzle karşına çıkar, ya da çoktan bitmiş bir hikâye yeniden yaşanır. Bilinçaltı göstererek konuşur. Rüyalar bu yüzden karmaşık görünür; çünkü zihnin mimarisi duygularla çizilmiştir. Ve bazen geride bırakmak istediğin her şeyle…
-
Bu On Gerçeği Öğrenene Kadar Her Şey Bana Olmuş Sandım
Hayat bana hiçbir şeyi kolay öğretmedi. Ama her şeyi tam zamanında öğretti. İşte öğrendiğim on gerçek: Bu on gerçeği öğrenene kadar her şey bana olmuş sandım. Şimdi biliyorum; hiçbir şey bana olmadı, hepsi benden geçti. Hepsi beni, ben yapmaya çalıştı.
