Yazar: Seda Nur SARIUSTA

  • Ruhumuz Offline Kaldı

    Bir kuşak olarak çok şey söylüyoruz. Tweet atıyoruz, yorum yapıyoruz, “story” paylaşıyoruz, hatta bazen bir bakışla bile düşüncelerimizi anlatabiliyoruz. Ama iş kalbimize geldiğinde… orası hep sessiz. Konuşmadığımız şeyler var.  Birine “nasılsın?” dediğimizde cevabı beklemiyoruz. “İyiyim” demek artık sadece bir refleks cümlesi. Oysa çoğumuzun içi yanıyor, ama kimse gerçekten dinlemiyor. Bir şeyleri anlatma isteğimizle, anlaşılma umudumuz…

  • Bilincin Saklı Haritası: RÜYALAR

    Rüyalar, insan zihninin düzenleyemediği duygulara sahne açtığı alanlardır. Gündüz akılla susturulan her düşünce, gece bir sembole dönüşür. Bir evin yeri değişir, biri başka bir yüzle karşına çıkar, ya da çoktan bitmiş bir hikâye yeniden yaşanır. Bilinçaltı göstererek konuşur. Rüyalar bu yüzden karmaşık görünür; çünkü zihnin mimarisi duygularla çizilmiştir. Ve bazen geride bırakmak istediğin her şeyle…

  • Bu On Gerçeği Öğrenene Kadar Her Şey Bana Olmuş Sandım

    Hayat bana hiçbir şeyi kolay öğretmedi. Ama her şeyi tam zamanında öğretti. İşte öğrendiğim on gerçek: Bu on gerçeği öğrenene kadar her şey bana olmuş sandım. Şimdi biliyorum; hiçbir şey bana olmadı, hepsi benden geçti. Hepsi beni, ben yapmaya çalıştı.

  • Sen Tutunamadın Ama Ben Tutunacağım

    Ağlamaklı gördün yine gözlerimi. Annemle kavga ettim yine, her zamanki gibi. Kendimi kabul ettiremiyorum, yine… Ağlamaktan yorulup, arada baktığım aynadaki fotoğrafımızdan çevirdim gözlerimi. Kitaplıktaki Chicago resmine ilişti. Güzel bir tren resmi… Orada hayal ettim bizi. Hatırlıyorum; illa ağlayacaksam dizlerinde ağlatırdın beni. Çok özlüyorum seni. Bilirsin, böyle anlarda hırslanıyorum. Acı bir ateş gibi körükler beni. Aynadaki fotoğrafımıza…

  • Post-Travmatik Büyüme: Kaybın Ödülü

    Viktor Frankl, “İnsanın Anlam Arayışı” adlı eserinde şöyle der: “İnsanın elinden her şey alınabilir, ama bir şey kalır: Koşullara karşı tavrını seçme özgürlüğü.” İşte post-travmatik büyüme tam da budur. Acının ortasında bile tavrını seçebilme, “Ben buradan yeni bir hayat kuracağım” diyebilme gücü. Geçtiğimiz günlerde eski bir defter buldum. Sayfalarını çevirirken, bir dönem içinde bulunduğum ilişkiyle…

  • Saygı, Güçle Dayatılmaz; Nezaketle Kazanılır

    Sosyolojik açıdan baktığımızda saygı, toplumun bir arada yaşayabilmesi için ortak bir zemin gibi görülür. Ancak bu zemin tek taraflı olduğunda, yani sadece “statü” üzerinden beklendiğinde, aslında boş bir kabuğa dönüşür.

  • Hırsın Ateşi Seni Yakmasın, Yolunu Aydınlatsın

    Hırs… Çoğumuzun içinde gizlenen, gece yarısı uykudan uyandıran, bir sözle ya da bir bakışla alevlenen bir ateş. Kaybettiklerimiz, kırıldıklarımız, bize yapılan haksızlıklar, küçümsendiğimiz anlar… Hepsi bu ateşi besler.

  • Çocukluk Travmalarının İzleri

    Bazen bir dizi sahnesi, bazen bir şarkı, bazen de sokakta karşılaşılan bir koku yıllardır unutulduğunu sandığımız anıları bir anda gün yüzüne çıkarır. O an şaşkınlıkla “ne alaka şimdi” deriz. Ama aslında bilinçaltı yıllardır sakladığı gerçekleri bizim önümüze koyar. Yaşanmışlıkların üzerine çekilmiş perde kalkar. Ve ilk kez kendi hikâyemize dışarıdan bakma cesaretiyle karşılaşırız. Kaçarken güçlü hissettiğimiz…

  • Sana Ayna Tuttum, Gördüğün Şey Senden İbaretti

    Başkalarının bize yaptıkları, söyledikleri ya da davranışları aslında çoğu zaman onların iç dünyasının bir yansımasıdır. Biz sadece bir ayna tutarız. Ve o aynada gördükleri, kendi yaraları, kendi eksiklikleri ya da kendi ışıklarıdır. Ayna teorisi, insanın dışarıda gördüğü her şeyin aslında kendi iç dünyasından izler taşıdığını söyler. Hoşlandığımız ya da rahatsız olduğumuz davranışlar, bizim kendi benliğimizin…

  • Gerçek Güç: Başkalarının Gözünden Özgürleşmek

    Bir dönem kendimi başkalarının gözünde nasıl göründüğüme öyle çok kaptırdım ki, aslında kendi içime bakmayı unuttum. “En güçlü ben olmalıyım, en umursamaz ben görünmeliyim, oyunda hep ben kazanmalıyım” gibi düşünceler zihnime kazındı. Bunun bana özgüven verdiğini sandım, ama gerçekte beni takıntılı bir döngünün içine hapsetti. Günlerce düşüncelerim peşimi bırakmadı. “Acaba nasıl görünüyorum? Enerjimi yanlış mı…