Etiket: Empati

  • Saygı, Güçle Dayatılmaz; Nezaketle Kazanılır

    Sosyolojik açıdan baktığımızda saygı, toplumun bir arada yaşayabilmesi için ortak bir zemin gibi görülür. Ancak bu zemin tek taraflı olduğunda, yani sadece “statü” üzerinden beklendiğinde, aslında boş bir kabuğa dönüşür.

  • Çocukluk Travmalarının İzleri

    Bazen bir dizi sahnesi, bazen bir şarkı, bazen de sokakta karşılaşılan bir koku yıllardır unutulduğunu sandığımız anıları bir anda gün yüzüne çıkarır. O an şaşkınlıkla “ne alaka şimdi” deriz. Ama aslında bilinçaltı yıllardır sakladığı gerçekleri bizim önümüze koyar. Yaşanmışlıkların üzerine çekilmiş perde kalkar. Ve ilk kez kendi hikâyemize dışarıdan bakma cesaretiyle karşılaşırız. Kaçarken güçlü hissettiğimiz…

  • Sana Ayna Tuttum, Gördüğün Şey Senden İbaretti

    Başkalarının bize yaptıkları, söyledikleri ya da davranışları aslında çoğu zaman onların iç dünyasının bir yansımasıdır. Biz sadece bir ayna tutarız. Ve o aynada gördükleri, kendi yaraları, kendi eksiklikleri ya da kendi ışıklarıdır. Ayna teorisi, insanın dışarıda gördüğü her şeyin aslında kendi iç dünyasından izler taşıdığını söyler. Hoşlandığımız ya da rahatsız olduğumuz davranışlar, bizim kendi benliğimizin…

  • Gece 3’te Yağmurla Gelen Farkındalık: Bir anı kaçırmak

    Saat gece üç. Evde sıkılmışım, uyku tutmuyor. İçimden geçirdim: “Keşke yağmur yağsa.” O sırada kulağıma bir ses çalındı. Duraksadım. “Yağmur sesi mi bu?” Koşup odanın penceresine gittim. Camı açtım, heyecanla. Ve evet… Hem de öyle hafif bir çise değil, gürül gürül. İçim bir anda ferahladı. Cam kenarına oturup izlemek geldi aklıma. O an var ya,…

  • Gerçek Bağlar Bahane Tanımaz

    İyi gün de herkes yanındadır. Gülümserken herkes güzeldir. Ama yağmur başladığında, bahaneler de başlar. Hayat öyle anlar yaratır ki… Kimin gerçekten yanında durduğunu, kimin ise yalnızca yanında duruyormuş gibi yaptığını anca o zaman görürsün. Kimisi, ilk dalgada senden uzaklaşır. Kimisi, “hayat çok yoğun, işlerim var, ben de kendi savaşımı veriyorum” der. Oysa sen de o…

  • Ait Hissetmeyenler Kulübü

    Ait hissedememek, boşlukta bir yerlere tutunmak değil de… Tuttuğun her yerin elinden kayması gibi. İşe giriyorsun, olmuyor. Şehir değiştiriyorsun, yine de içindeki yerinden kıpırdamıyor o boşluk. İnsanlar tanıyorsun, gülüyorsun, konuşuyorsun, yakınlaşıyorsun ama sonra bir şey geliyor ve seni içinden çekip alıyor: “Burası da değil.” Bazen yanlışlıkla fazla gelişmiş gibi hissediyorsun kendini. Sanki etrafındaki herkes başka…

  • Bir insan seni anladığında değil, anladığını davranışa dönüştürdüğünde sana değer vermiş olur.

    Görselde bir kadın var. Gerçekte yalnız. Ama yansımada, arkasında bir gölge var. İşte tam da anlatmak istediğimiz şey bu: Bazı insanlar gerçekte yoktur. Ama size söyledikleriyle, cümleleriyle, hayal ettirdikleriyle hayatınızda bir “yansıma” gibi bırakırlar kendilerini. O kişi artık yanınızda değildir. Ama bir mesajıyla, bir “seni anlıyorum” deyişiyle, bir sözde farkındalık cümlesiyle hala varmış gibi görünür.…

  • Manipülasyonu Gör, Oyunu Boz, Sırtını Dön

    Manipülatörler, hayatı kendi eksenine çekmeye çalışan insanlardır. Ama bunu açıkça “ben merkezciyim” diyerek yapmazlar. Aksine, onlar çok seviyor gibi yapar, çok ilgili görünür, çok haklıymış gibi konuşurlar. Çünkü manipülasyonun hammaddesi, samimiyet kılıfıdır.