Yazar: Seda Nur SARIUSTA

  • Sen Tutunamadın Ama Ben Tutunacağım

    Ağlamaklı gördün yine gözlerimi. Annemle kavga ettim yine, her zamanki gibi. Kendimi kabul ettiremiyorum, yine… Ağlamaktan yorulup, arada baktığım aynadaki fotoğrafımızdan çevirdim gözlerimi. Kitaplıktaki Chicago resmine ilişti. Güzel bir tren resmi… Orada hayal ettim bizi. Hatırlıyorum; illa ağlayacaksam dizlerinde ağlatırdın beni. Çok özlüyorum seni. Bilirsin, böyle anlarda hırslanıyorum. Acı bir ateş gibi körükler beni. Aynadaki fotoğrafımıza…

  • Post-Travmatik Büyüme: Kaybın Ödülü

    Viktor Frankl, “İnsanın Anlam Arayışı” adlı eserinde şöyle der: “İnsanın elinden her şey alınabilir, ama bir şey kalır: Koşullara karşı tavrını seçme özgürlüğü.” İşte post-travmatik büyüme tam da budur. Acının ortasında bile tavrını seçebilme, “Ben buradan yeni bir hayat kuracağım” diyebilme gücü. Geçtiğimiz günlerde eski bir defter buldum. Sayfalarını çevirirken, bir dönem içinde bulunduğum ilişkiyle…

  • Saygı, Güçle Dayatılmaz; Nezaketle Kazanılır

    Sosyolojik açıdan baktığımızda saygı, toplumun bir arada yaşayabilmesi için ortak bir zemin gibi görülür. Ancak bu zemin tek taraflı olduğunda, yani sadece “statü” üzerinden beklendiğinde, aslında boş bir kabuğa dönüşür.

  • Hırsın Ateşi Seni Yakmasın, Yolunu Aydınlatsın

    Hırs… Çoğumuzun içinde gizlenen, gece yarısı uykudan uyandıran, bir sözle ya da bir bakışla alevlenen bir ateş. Kaybettiklerimiz, kırıldıklarımız, bize yapılan haksızlıklar, küçümsendiğimiz anlar… Hepsi bu ateşi besler.

  • Çocukluk Travmalarının İzleri

    Bazen bir dizi sahnesi, bazen bir şarkı, bazen de sokakta karşılaşılan bir koku yıllardır unutulduğunu sandığımız anıları bir anda gün yüzüne çıkarır. O an şaşkınlıkla “ne alaka şimdi” deriz. Ama aslında bilinçaltı yıllardır sakladığı gerçekleri bizim önümüze koyar. Yaşanmışlıkların üzerine çekilmiş perde kalkar. Ve ilk kez kendi hikâyemize dışarıdan bakma cesaretiyle karşılaşırız. Kaçarken güçlü hissettiğimiz…

  • Sana Ayna Tuttum, Gördüğün Şey Senden İbaretti

    Başkalarının bize yaptıkları, söyledikleri ya da davranışları aslında çoğu zaman onların iç dünyasının bir yansımasıdır. Biz sadece bir ayna tutarız. Ve o aynada gördükleri, kendi yaraları, kendi eksiklikleri ya da kendi ışıklarıdır. Ayna teorisi, insanın dışarıda gördüğü her şeyin aslında kendi iç dünyasından izler taşıdığını söyler. Hoşlandığımız ya da rahatsız olduğumuz davranışlar, bizim kendi benliğimizin…

  • Gerçek Güç: Başkalarının Gözünden Özgürleşmek

    Bir dönem kendimi başkalarının gözünde nasıl göründüğüme öyle çok kaptırdım ki, aslında kendi içime bakmayı unuttum. “En güçlü ben olmalıyım, en umursamaz ben görünmeliyim, oyunda hep ben kazanmalıyım” gibi düşünceler zihnime kazındı. Bunun bana özgüven verdiğini sandım, ama gerçekte beni takıntılı bir döngünün içine hapsetti. Günlerce düşüncelerim peşimi bırakmadı. “Acaba nasıl görünüyorum? Enerjimi yanlış mı…

  • Gece 3’te Yağmurla Gelen Farkındalık: Bir anı kaçırmak

    Saat gece üç. Evde sıkılmışım, uyku tutmuyor. İçimden geçirdim: “Keşke yağmur yağsa.” O sırada kulağıma bir ses çalındı. Duraksadım. “Yağmur sesi mi bu?” Koşup odanın penceresine gittim. Camı açtım, heyecanla. Ve evet… Hem de öyle hafif bir çise değil, gürül gürül. İçim bir anda ferahladı. Cam kenarına oturup izlemek geldi aklıma. O an var ya,…

  • Gerçek Bağlar Bahane Tanımaz

    İyi gün de herkes yanındadır. Gülümserken herkes güzeldir. Ama yağmur başladığında, bahaneler de başlar. Hayat öyle anlar yaratır ki… Kimin gerçekten yanında durduğunu, kimin ise yalnızca yanında duruyormuş gibi yaptığını anca o zaman görürsün. Kimisi, ilk dalgada senden uzaklaşır. Kimisi, “hayat çok yoğun, işlerim var, ben de kendi savaşımı veriyorum” der. Oysa sen de o…

  • Ait Hissetmeyenler Kulübü

    Ait hissedememek, boşlukta bir yerlere tutunmak değil de… Tuttuğun her yerin elinden kayması gibi. İşe giriyorsun, olmuyor. Şehir değiştiriyorsun, yine de içindeki yerinden kıpırdamıyor o boşluk. İnsanlar tanıyorsun, gülüyorsun, konuşuyorsun, yakınlaşıyorsun ama sonra bir şey geliyor ve seni içinden çekip alıyor: “Burası da değil.” Bazen yanlışlıkla fazla gelişmiş gibi hissediyorsun kendini. Sanki etrafındaki herkes başka…