Yazar: Seda Nur SARIUSTA

  • Sevdiğimiz Sürece Kaybedeceğiz

    İnsan bu gerçeği bilerek sevmez. Hatta çoğu zaman hiç düşünmez. Birine, bir zamana, bir hayale bağlanırken sonunu hesaba katmaz. Çünkü sevgi, hesap yaparak kurulmaz. İçgüdüyle, ihtiyaçla, bazen de cesaretle kurulur. Fakat her bağ, içinde bir gün kopma ihtimalini taşır. İşte yas dediğimiz şey, o kopuşun hayatımıza düşmesidir. Kaybın ardından dünya durmaz. Sabah yine olur, insanlar…

  • İleride Değil, Bugünde Kim?

    İnsanları oldukları gibi değil, olabilecekleri gibi sevmek sandığımızdan daha yaygın bir alışkanlık. Hatta çoğu zaman bunun farkına bile varmıyoruz. Karşımızdaki kişiye bakıyoruz ama aslında gördüğümüz şey onun bugünkü hali değil, zihnimizde kurguladığımız gelişmiş versiyonu oluyor. Bir ihtimale âşık oluyoruz. Bir taslağa bağlanıyoruz. Gerçek kişi ise o taslağın gölgesinde kalıyor. “Şu an biraz kararsız ama aslında…

  • Buraya Sığmıyorum

    Bu aralar daha fazla yazasım var çünkü düşünmekten sıkıldım. Aslında her bir şeyden sıkıldım. Sıkılmaktan bile sıkıldım. Hayatta bir türlü tatmin olamamaktan, ne yapsam memnun olmayan iç sesimden de sıkıldım. En nihayetinde bu hayatın sonlanacağını bilmeme rağmen kıymet bilmek yerine doyuramadığım nankör nefsimden de sıkıldım. Bu hâl bir anda gelmedi. Sessizce yerleşti. Günler birbirine benzerken,…

  • Artık Olduğum Kişiyi Kabul Ediyorum

    Dünya, hiçbir meseleyi dert edecek kadar önemli değil esasında.Bunu söylemek kolay, yaşamak zor. Çünkü insan, çoğu zaman dünyanın değil; kendi zihninin ağırlığı altında eziliyor. Bir noktada fark ediyorsun hayat, sandığımız kadar dramatik bir sahne değil. Biz onu dramatize ediyoruz. Başımıza gelenleri, kaçırdıklarımızı, geç kalmışlıklarımızı, “öyle olsaydı”ları… Hepsini büyütüp kendimize yük yapıyoruz. Oysa dünya, senin bir…

  • Herkes Travmalı Ama Herkes Sorumlu Değil

    Travma artık bir kimlik gibi taşınıyor. Bir zamanlar yaşanmış acılar, bugün karakterin bahanesine dönüşmüş durumda. Herkesin bir hikâyesi var. Ama herkesin hikâyesi, başkalarına zarar verme hakkı doğurmuyor. Bu çağın en büyük yanılgısı şu: “Ben böyleyim çünkü çok şey yaşadım.” Hayır. Sen böyle davranıyorsun çünkü böyle davranmayı seçiyorsun. Zor şeyler yaşamak seni otomatik olarak haklı yapmaz.…

  • Duygusal Zeka ile Zor İnsanları Yönetmek

    Kabul edelim, sabah uyandığımızda güne harika bir enerjiyle başlarız ama daha öğle yemeği bile gelmeden o enerjinin tamamen sömürüldüğünü hissederiz. Genelde bunun sebebi hayatımızda ki o zor insanlardır. Hani vardır ya; her çözümde bir sorun bulan, sürekli şikayet eden, sizi suçlu hissettirmeyi bir sanat haline getiren ya da sadece varlığıyla bile ortamdaki oksijeni tüketen tipler……

  • Aşk mı, Yoksa Bir Başkasının Yankısı Olmak mı?

    Mitolojinin tozlu sayfalarında, ormanların derinliklerinde yankılanan trajik bir ses vardır; peri kızı Ekho’nun sesi. Tanrıça Hera tarafından cezalandırılan Ekho, artık kendi cümlelerini kuramaz hale gelmiş, sadece başkalarının söylediği son kelimeleri tekrarlamaya mahkum edilmiştir. Bu antik hikaye, aslında binlerce yıl öncesinden bugünün modern ilişkilerine tutulmuş en net aynadır. Pek çoğumuz, tıpkı Ekho gibi, sevdiğimiz insanın dünyasında…

  • Neden Bazen Sadece ‘Kendine’ İhtiyacın Var?

    Kalabalık bir arkadaş grubunun ortasında, kahkahalar havada uçuşurken bile o garip boşluk hissinin gelip göğsünün ortasına oturduğu oluyor mu? Ya da cuma akşamını evde tek başına geçireceğini öğrendiğinde içini hafif bir “terk edilmişlik” korkusu kaplıyor mu? Eğer cevabın evetse, yalnız değilsin ama muhtemelen çok önemli bir ayrımı kaçırıyorsun: Yalnızlık ve tek başınalık arasındaki o devasa…

  • Başkalarını Mutlu Etme Sanatı: Kendi Cenazene Odun Taşımak mı?

    Hayatımız boyunca fark etmeden iki farklı kimlik inşa ederiz. Birincisi; dış dünyaya sunduğumuz, onaylanmak ve sevilmek için özenle süslediğimiz vitrinimiz. Diğeri ise sadece kendimizle baş başa kaldığımızda hissettiğimiz, bazen itiraf etmekten bile çekindiğimiz o en saf halimiz. Psikolojide “Sahte Kendilik” olarak adlandırılan o dış kabuk, aslında bizi korumak için oradadır; ancak zamanla genişlemek yerine ruhumuzu…

  • Maskeler Düşmez, Sürdürülemez

    Kaybettiğini sandığın şey çoğu zaman bir insan değildir. Kaybolan, o insana yüklediğin anlamdır. İnsanlar gitmez; şartlar değiştiğinde gerçek hâllerine geçer. Maskeler, sürdürülemediği anda düşer. Birçok insan saygıyı sessizlikle karıştırır. Sen sustuğun sürece sorun yoktur. Uyum sağladığın, idare ettiğin, kendini geri çektiğin sürece her şey normal görünür. Ne zaman soru sormaya, itiraz etmeye, sınır koymaya başlarsın;…