
Gerçeği görmek pasif bir aydınlanma değil; aktif bir cesarettir. Devam etme ihtimali varken “hayır” demek, insanın kendi sezgisine sadakatinin en keskin hâlidir. Kendini kandırmayı bırakıp içindeki sesi duyduğun andır. Fakat hakikat çoğu zaman önce acıyı getirir. Bir gerçek ortaya çıktığında, onunla birlikte birçok hayal de dağılır. Artık bildiğini geri itemezsin; kapattığın kapı çoktan aralanmıştır. O aralıktan içeri giren ışık önce gözlerini kamaştırır, sonra içini aydınlatır.
Hakikatin bedeli daima bir tür yıkımdan geçer. Kendi doğrunu seçtiğinde, eski alışkanlıkların, eski hayallerin, hatta eski kimliğin bile çözülmeye başlar. Bu çözülme bazen kayıp, bazen yalnızlık, bazen de içini delip geçen bir sessizlik olarak ortaya çıkar. Çünkü hakikat, insanın dayandığı bütün sahte temelleri siler. Ama tam o yıkımın içinde, görünmez bir yeniden inşa başlar. Kaybettikçe berraklaşırsın, acıdıkça güçlenirsin, yalnız kaldıkça kendi sesini daha net duyarsın.
Ve ben, bir gün bu yıkımın ortasında aynanın karşısında dururken bunu tüm ağırlığıyla hissettim. Gözlerime bakarken içimden bir cümle yükseldi: “Gerçeği görmek isteyen sendin Seda. Ve hakikatin bedeli ağırdır.”
O an omuzlarımdaki pamuk ipliği sessizce koptu. İçimde bir şey çözüldü. Gerçekleri seçmenin, küllerinden yeniden doğmayı göze almak olduğunu fark ettim. Yakıcıydı… ama yakarak arındırıyordu.
Zaman geçtikçe geriye dönüp baktığımda şunu fark ettim: Ödediğim bütün bedeller, aslında kendimi seçmenin sonuçlarıydı. Devam edebilirdim, katlanabilirdim, sürüklenebilirdim. Ama “görmek istiyorum” dediğim anda kaderimin yönü değişmişti. Hakikati seçmek, değişime verilen bilinçli bir izindir. Önce yaralar, sonra özgürleştirir. Dış dünyanın kayıplarıyla değil, iç dünyanın kazançlarıyla büyütür insanı.
Ve gün olur, en ağır yüzleşmelerin bile bir ödülü olduğunu fark edersin. Acının içinde cevap bulamazsın; ama acıdan çıktıktan sonra artık eskisi gibi hissetmediğini anlarsın. Kalbin daha dayanıklıdır, zihnin daha uyanıktır, sezgilerin daha güçlüdür. Eski enkazın arasından yeni bir sen çıkar. Çünkü hakikat, bedel ödeyen herkesi sonunda ödüllendirir. Başkalarının çöküşüyle değil, senin kendi yükselişinle.
Gerçekleri seçmek işte böyle bir yolculuktur. Bir kapının kapanışı değil; kendine açtığın ilk gerçek kapıdır. Ve bu cesareti gösteren herkes gibi, ben de dönüşümün kapısından çoktan geçtim.

Yorum bırakın