
Rüyalar, insan zihninin düzenleyemediği duygulara sahne açtığı alanlardır. Gündüz akılla susturulan her düşünce, gece bir sembole dönüşür. Bir evin yeri değişir, biri başka bir yüzle karşına çıkar, ya da çoktan bitmiş bir hikâye yeniden yaşanır.
Bilinçaltı göstererek konuşur. Rüyalar bu yüzden karmaşık görünür; çünkü zihnin mimarisi duygularla çizilmiştir. Ve bazen geride bırakmak istediğin her şeyle yeniden yüzleşmiş olarak uyanırsın.
Bir evin içinde dolaşır, yanlış odalara girer, tanıdık bir his ararsın. O ev aslında zihninin bir haritasıdır. Odaları bastırılmış anılar, yarım kalmış konuşmalar ve ertelenmiş yüzleşmelerle doludur. Her oda bir dönemin duygusunu taşır. Yanlış odaya girmek, geçmişte çözülmemiş bir duygunun kapısını aralamaktır. Ve orada kaldığın her an aslında kendinle biraz daha yüzleşirsin.
Bir rüyada evin yeri değişmişse, bil ki artık o duygunun biçimi değişmiştir. Zihin, eskiden seni tanımlayan hisleri yeni bir düzene yerleştirir. Her değişen oda, “artık aynı yerden hissetmiyorsun” der aslında. Bazen bilinç, seni bu odalarda gezdirerek yalnızca şunu fısıldar: “Buraya bak, burada bir duygun kalmış. Onu fark et, adını koy ve bırak.”
Rüyalar çoğu zaman adaletin değil, farkındalığın alanıdır. Senin adalet arayışın, bilinçaltında başka bir biçim bulur, gerçek hayatta cevap bulamadığın duyguların dengesini kurmaya çalışır. Ama bazı şeyler, adaletle değil, anlamla çözülür.
Gerçek hayatta bastırdığın, konuşmadığın, hatta silmeye çalıştığın her şey bilinçaltının en karanlık odalarında bir süre daha yaşar. Ve geceleri, zihnin ışıkları kapandığında o kapılar kendiliğinden aralanır. İşte o yüzden bazı sabahlar buruk bir hisle uyanırsın.“Neden?” diye sorarsın kendi kendine. Aslında o soru geçmişin değil; bilincinin son temizlik isteğidir.
Belki de geride bırakmaya çalıştığın şeyle yaşamayı öğrenmen gerekiyordur. Çünkü bazı şeyler gerçekten silinmez; sadece anlamları değişir. Belki de çözüm, artık o hikâyenin acısını değil, sana bıraktığı farkındalığı taşımaktır. Rüyalar bize acımasızca bunu öğretir. Gece geçmişi gösterir, sabah seni bugüne çağırır. Ve bir gün, aynı rüyayı gördüp artık hiçbir şey hissetmediğinde, bil ki gerçekten uyanmışsındır.

Yorum bırakın