Asıl Kimliğin Işıklar Söndüğünde Belli Olur

Yalnızken sen kimsin? Dengeyi içinde kurabiliyor musun? Kendine yetebiliyor musun? Yoksa seni toparlayacak başka birilerini mi arıyorsun? Gidenlere mi dönüp bakıyorsun, yoksa onların yerine bir başkasını mı koymaya çalışıyorsun? Yalnızken hâlâ içinde umut taşıyıp yoluna devam edebiliyor musun? Yoksa yalnız kaldığın için kendinle yüzleşmeye bile cesaret edemiyor musun?

Yanındakiler seninle mi, yoksa acının üstüne çekilmiş ince bir perde mi?
Yalnızken ilerleyebiliyor musun? Hayata küsmeden devam edebiliyor musun?Yoksa seni bırakıp gidenlere mi tutunuyorsun? Gerçekten iyileştiğin için mi birileriyle oluyorsun, yoksa sadece boşluğu susturmak için mi?

1) Yalnızlıktan Kaçıp Geçici İnsanlarla Oyalanmak

Bazı insanlar yalnızlığa tahammül edemez. İçlerinde oluşan o sessizliği öyle panikle bastırmak isterler ki hemen birilerini ararlar, birileriyle buluşurlar, biriyle konuşurlar. O kişi kimdir, ne hissediyorsundur, gerçekten bir bağ var mıdır fark etmez. Yeter ki kafan dağılmış olsun. Yeter ki içindeki boşluk yankılanmasın. İşte tam burada başlar yara bandı ilişkiler. Sırf yalnız kalmamak için dahil olduğun sohbetler, karşındaki kişinin yüzünü bile hatırlamayacağın kahveler, aslında seni iyileştirmeyen ama “iyiymişsin gibi” gösteren kalabalıklar… Ve sen zannedersin ki toparlanıyorsun. Oysa sen sadece bastırıyorsun. Oysa sen sadece kendini oyalıyorsun.

2) Yalnızlığı Seçip Güçle Bağ Kurmak

Bazı insanlar yalnız kalmayı seçer. Kalabalık bir dünyanın içinde sessizliği tercih eder. Korktuğu halde kalır. Sıkıldığı halde kaçar gibi gitmez. Çünkü bilir ki, eğer bu yalnızlığın içinden geçerse bir daha hiç kimseye mecbur kalmaz. Ve yalnız kaldığında ilk başta zordur. Kendi düşüncelerinle boğuşursun, eski anılar kafanı tırmalar, yetersizlik hissi kol gezmeye başlar. Ama bir noktada bir şey değişir. O an gelir. Sessizlik artık korkutucu değil, sadeleşmiş olur. Kendi sesin duyulmaya başlar. Kimsenin alkışlamadığı, kimsenin yorum yapmadığı o anlarda bile ayakta kalabiliyorsan, işte o senin gücündür. Ve yalnızken iyileşen bir insanın kurduğu bağlar başka olur. Çünkü artık birini hayatına almak, eksik olduğun için değil, paylaşmak istediğin içindir. Bu sefer karşındaki kişiden beklentin “beni tamamla” değil, “gel birlikte yürüyelim” olur.

Ve işin en güzeli ne biliyor musun? Giden biri olduğunda sarsılmazsın. Çünkü zaten tek başınayken de yürümeyi öğrenmişsindir.

Yol Arkadaşlığı Değilse, Yük Olur

Bağ kurmak kötü değildir. Ama neden bağ kurduğunu bilmiyorsan, o bağ seni büyütmez; seni senden uzaklaştırır. İnsanları sadece oyalanmak, onaylanmak ya da yalnızlığı bastırmak için hayatına alırsan… bir gün o insanlar gittiğinde, sen de kendinden geriye bir şey bulamazsın. Çünkü o bağlar ihtiyaçtan kurulmuştur, isteyerek değil. Ama bir gün gelir, ışıklar söner, kalabalıklar dağılır ve sen kendinle baş başa kalırsın. O anda fark edersin. Kimsenin ışığına muhtaç olmadan da yol yürünebilir.

İşte asıl zafer burada başlar. Artık biriyle olmak “beni tamamla” değil, “ben zaten tamım, dilersen eşlik et” demektir. O zaman bağ kurmak bir zorunluluk değil, bir özgürlük haline gelir. Ve yalnızlık, korkulacak bir şey değil; kendinle yüzleştiğin, eksiklerini gördüğün, geçmişte neden o ilişkilerde tutunduğunu anladığın bir deneyime dönüşür.

Yalnızlık gerçekten iyi bir deneyimdir. Çünkü ya kendini tamamlarsın ve güçlenerek çıkarsın… Ya da gidenlere yalvarır, kim olduğunu bilmeden, sahte bağların içinde savrulursun. Ve sonunda başkalarının onayı sürdükçe var olursun. Ama gerçek iyileşme, kimse seni onaylamasa da kendine “ben tamamım” diyebildiğin yerde başlar. Yalnızıktan kaçma onu kendinle tanışma fırsatına çevir.

Ve aslında yalnız kalmanın en büyük sebebi de, zamanında onaylanmaya muhtaç olarak kurduğun ilişkilerdir.

Kaç kez birinin sana göre olmadığını anladığın hâlde onu düzeltmeye çalıştın? Kaç kez “belki değişir” diyerek kalmaya devam ettin? Kendine sor bunu. Bunu onun için değil, kendin için yaptın. Çünkü o bağı kaybetmeyi göze alamadın. Çünkü o bağa muhtaçtın. Ve şimdi yalnızsın çünkü geçmişte susturduğun şeylerle yüzleşme zamanın geldi. Ama korkma. Yüzleş ki tekrar o eski bağı kurmamak için hatırla:

Bu kez kendini zorlayarak değil, kendini tamamlayarak bağ kuracaksın. Ve doğru bağlar, seni bir gün böylece yalnız bırakmayacak.


Yorumlar

Yorum bırakın