
Kabul edelim, sabah uyandığımızda güne harika bir enerjiyle başlarız ama daha öğle yemeği bile gelmeden o enerjinin tamamen sömürüldüğünü hissederiz. Genelde bunun sebebi hayatımızda ki o zor insanlardır. Hani vardır ya; her çözümde bir sorun bulan, sürekli şikayet eden, sizi suçlu hissettirmeyi bir sanat haline getiren ya da sadece varlığıyla bile ortamdaki oksijeni tüketen tipler… İşte onlardan bahsediyorum.
Peki, bu insanlarla başa çıkmak için her zaman savaşmak ya da onları hayatımızdan tamamen çıkarmak mı zorundayız? Bazen bu mümkün olmuyor; o kişi iş arkadaşınız, yöneticiniz hatta aile üyelerinizden biri olabiliyor. Ancak burada asıl mesele onların ne yaptığı değil, bizim bu duruma ne kadar alan açtığımız. Duygusal zekanın en büyük testi, başkalarının kaosu içinde kendi iç huzurunu koruyabilmektir.
Zor insanlarla başa çıkmanın ilk kuralı, onların davranışlarını kişisel algılamayı bırakmaktır. Bir insan size kaba davranıyorsa, sizi sürekli eleştiriyorsa veya manipüle etmeye çalışıyorsa; bu aslında tamamen onun kendi iç dünyasındaki çatışmalarla, yetersizlik hissiyle veya geçmiş yaralarıyla ilgilidir. Sizinle değil. Bunu bir kez kabullendiğinizde, onlara öfkeyle bakmak yerine bir tür gözlemci mesafesi koyabiliyorsunuz. Onların negatifliği bir top gibi size fırlatıldığında, o topu tutmak zorunda değilsiniz; bırakın yere düşsün.
İkinci ve en önemli adım ise o meşhur “hayır” kelimesini ve sınırları kullanmak. Sınır çizmek, kabalık yapmak veya duvarlar örmek değildir. Aksine, kendi ruhsal sağlığınızı korumak için çevrenize çektiğiniz sağlıklı bir çittir. Size kendinizi kötü hissettiren bir konuşma başladığında “Şu an bu konuyu bu tonda konuşmaya hazır değilim” diyebilmek ya da enerjinizi tüketen taleplere nazikçe “Hayır” diyebilmek, aslında kendinize duyduğunuz saygının bir göstergesidir. Unutmayın, siz bir yardım kuruluşu değilsiniz ve herkesin duygusal yükünü taşımak sizin göreviniz değil.
Son olarak, enerjinizi kimlerin yönettiğine dikkat edin. Gün sonunda kendinize şu soruyu sorun: “Bugün kiminle vakit geçirdikten sonra kendimi daha hafif, kiminle vakit geçirdikten sonra daha yorgun hissettim?” Cevaplar size kiminle ne kadar mesafe koymanız gerektiğini fısıldayacaktır. Kendi bahçenizi korumazsanız, başkalarının orayı çiğnemesine engel olamazsınız. Kendi merkezinizde kalın, derin bir nefes alın ve kimsenin iç huzurunuzu çalmasına izin vermeyin.

Yorum bırakın