Başkalarını Mutlu Etme Sanatı: Kendi Cenazene Odun Taşımak mı?

Hayatımız boyunca fark etmeden iki farklı kimlik inşa ederiz. Birincisi; dış dünyaya sunduğumuz, onaylanmak ve sevilmek için özenle süslediğimiz vitrinimiz. Diğeri ise sadece kendimizle baş başa kaldığımızda hissettiğimiz, bazen itiraf etmekten bile çekindiğimiz o en saf halimiz. Psikolojide “Sahte Kendilik” olarak adlandırılan o dış kabuk, aslında bizi korumak için oradadır; ancak zamanla genişlemek yerine ruhumuzu daraltan bir kafese dönüşebilir.

Çoğumuz, henüz çocukken hayatta kalabilmek için başkalarının beklediği o “ideal” karaktere bürünmeyi öğreniriz. Uyumlu, başarılı ya da sessiz olmanın güvenli liman olduğuna inanırız. Fakat bir gün gelir, o güne kadar bizi koruyan maske tenimize dar gelmeye başlar. İçimizde bir yerlerde gerçek benliğimiz nefes almak için çırpınırken, dışarıdaki o kurgu kimliğin duvarları çatlamaya başlar. İşte o an yaşanan sarsıntı, aslında özgürleşmenin ilk işaretidir.

Gerçek bir duruş sergilemek, mükemmel olmak değil; sahteliğin sunduğu konforlu uykudan uyanma cesaretini göstermektir. Bu uyanış ilkin bir belirsizlik ve yalnızlık hissi getirebilir. Çünkü insan, kendini bildi bileli taşıdığı o tanıdık maskeyi çıkardığında, altındaki yeni yüze alışmakta zorlanır. Ancak sahte olan her şeyin yıkılması bir ceza değil, gerçek olanın filizlenmesi için açılan boşluktur.

Kendi sesimizi duymaya başladığımızda, dış dünyanın gürültüsü yavaş yavaş geri çekilir. Başkalarının “olmalısın” dediği her şeyi bir kenara bıraktığımızda, elimizde kalan o ham ve çıplak gerçeklik aslında bizim en büyük gücümüzdür. Unvanlardan, rollerden ve “el alem ne der” kaygısından sıyrılmak bir tür ruhsal hafiflemedir. Bu hafiflik, bizi başkalarını ikna etme zorunluluğundan kurtarır; çünkü hakikatin kendini kanıtlamaya ihtiyacı yoktur.

Sonuçta, sahte temeller üzerine kurulu bir sarayda yaşamaktansa, kendi gerçekliğimizin yalın toprağında durmak çok daha değerlidir. Bu yolculuk, dışarıdaki bir kapıyı kapatıp kendimize giden o asıl yolu bulmaktır. Kendi merkezinde, maskesiz ve dimdik durabilen insan, hayatın en büyük ödülüne, yani kendi varlığının huzuruna kavuşur.

Peki sen bugün, sadece başkaları seni alkışlasın diye hangi maskeni yüzüne sıkıca bastırıyorsun?


Yorumlar

Yorum bırakın