
Bir dönem kendimi başkalarının gözünde nasıl göründüğüme öyle çok kaptırdım ki, aslında kendi içime bakmayı unuttum. “En güçlü ben olmalıyım, en umursamaz ben görünmeliyim, oyunda hep ben kazanmalıyım” gibi düşünceler zihnime kazındı. Bunun bana özgüven verdiğini sandım, ama gerçekte beni takıntılı bir döngünün içine hapsetti. Günlerce düşüncelerim peşimi bırakmadı. “Acaba nasıl görünüyorum? Enerjimi yanlış mı yönettim? Karşı taraf ne düşünüyor?” diye kendime defalarca sordum. O kadar çok efor verdim ki, bir noktada bu sorular benim hayatımın merkezine yerleşti.
Aslında içten içe biliyordum ben zaten güçlüydüm. Sessizliğim de, duruşum da bana yeterdi. Ama görünüşümün nasıl algılandığı, başkalarının kafasında hangi rolü oynadığım zihnimi kemirmeye devam etti. Çünkü yıllarca, güçlü görünmenin benim için bir sahne olduğunu sandım. Orada kendime bir rol biçtim ve o rolü kusursuz oynamak istedim. Ne var ki, rol ne kadar güçlü olursa olsun, içten içe ben hâlâ başkalarının gözündeki izlenimle uğraşıyordum.
Bir gün hayat bana istemeden bir ayna tuttu. O ayna, en yakınımdan geldi. Sadece paylaşmak için söylediğim bir şeyi aldı ve direkt karşı tarafa sordu. Benim için sıradan bir paylaşım, sadece içimi dökmek için kurulmuş birkaç cümle, birden başkasının gözünde bana ait bir “umursama”ya dönüştü. İçimde öyle bir öfke kabardı ki, adeta köpürdüm. “Nasıl beni birinin gözünde bu konuma sokarsın?” diye bağırdım arkadaşıma. Egom bir anda sahneye çıktı, maskesini taktı ve bütün kontrolü ele geçirdi.
Ama biraz sakinleşince fark ettim. Tepkim fazla büyüktü. Aslında mesele o kadar da büyük değildi. Sorun, söylediğim şeyin başkasına gidip gitmemesi değildi. Sorun, benim dışarıdan nasıl göründüğümle ilgiliydi. Egom, yıllarca özenle inşa ettiğim o güçlü görünme rolünü korumak için ayağa kalkmıştı.
Ve işte o anda kendime şu gerçeği söyledim ben zaten güçlüyüm. Bunu kanıtlamak için başkalarının gözünde nasıl göründüğümü kontrol etmeme gerek yok. Başkasının gözünde kırılan rolüm aslında benim özgürlüğümün anahtarıydı.Gerçek güç, başkalarının gözünden değil, kendi içimden geliyor.
O farkındalıkla birlikte içimde öyle bir hafiflik hissettim ki Günlerce peşimi bırakmayan takıntılı düşünceler bir anda dağıldı. Kuş gibi oldum. Gerçek güç, güçlü görünmeye çalışmakta değil, güçlü hissetmekte.

Yorum bırakın