Emeğini Terk Edemediğin İçin Kalıyorsun, Oysa Biliyorsun Gitmeliydin

Gitmeniz gereken yerde kalmamalısınız. Çünkü hayat, size kendinize saygı duymanız gerektiğini bazen en sert yollarla öğretir. İnsan çoğu zaman bir ilişkiden ayrılmakta zorlanmaz; zor olan, o ilişkiye verdiği emeği terk etmektir. Birlikte geçirilen onca zamanı, paylaşılan anıları, başta duyulan sevgiyi ve inancı bir çırpıda bırakmak kolay değildir. Hele ki karşınızdaki insanın yorgunluğunu, hayata dair tükenmişliğini, kötü bir dönemden geçiyor oluşunu, onun yerine anlayıp savunmaya çalışıyorsanız… İşte o zaman, onun size yaşattığı duygusal ihlalleri bile içselleştirir, yok sayar, sineye çekersiniz. “Bir zamanlar iyiydi”, “çok güzeldi”, “yeniden olabilir” diye diye; aslında size yapılmaması gerekenleri meşrulaştırırsınız. Ama hayat öyle bir noktaya getirir ki sizi, artık inkâr edemeyeceğiniz bir gerçeklik çıkar karşınıza: Kalmak sizi bitiriyor. Sessizce değersizleştiriliyorsunuz. Saygı duyulmamaya başladığınız bir yerde hâlâ sabrediyorsanız, bunun bedelini en çok kendiniz ödersiniz. Üstelik, onun yaşadığı hiçbir zorluk sizin sorumluluğunuz değildir. Destek olmak başka, her şeyin suçlusu gibi davranılmak başka. Bir insan, kendini kötü hissettiği bir dönemde en çok yanında olan kişiye zarar verebiliyorsa, bu onun içindeki karanlığın göstergesidir, sizin suçunuz değil. O yüzden siz, bir ilişkide sadece emeğinize değil, kendinize de sadık kalmalısınız. Gitmeniz gereken yerde kalmaya devam ederseniz, hayat da, hayatınızdaki kişi de size bunu bir gün gösterecektir. Ve o gün geldiğinde, aslında ne zamandır kalmamanız gerektiğini çok daha acı bir şekilde fark edeceksiniz. İşte bu yüzden, siz hâlâ güzel anıların hatırına savaşırken, aslında kendi sınırlarınızı yıkıyor olabilirsiniz. 

Kendinizle baş başa kaldığınızda ve tüm çabalarınıza rağmen hala kendinize yeterince saygı duymadığınızda, emin olun, karşınızdaki insan da size saygı duymayacaktır. Çünkü bir insan, sınırlarını çizmediğinde karşısındakine her şeyi yapabileceğini öğretir. Siz onun kötü dönemlerini bahane edip alttan aldıkça, onun yaşadığı zorlukları üstlenip bir kurtarıcı gibi davrandıkça, kendi değerinizi hiçe saydığınız bir zeminde, zamanla o da size çirkinleşme hakkını kendinde görmeye başlar. Ve gün gelir, siz bir zamanlar kutsal saydığınız o anıların hiçbirine saygı duyamaz hale gelirsiniz. Kurtarmaya çalıştığınız o ‘güzel’ anların, size bir zamanlar yaşattığı özel duyguların, yerle bir oluşuna tanık olursunuz. Çünkü kendinize değer vermediğiniz her an, bir başkasına sizi değersizleştirmesi için davetiye çıkarmış olursunuz. Ve o gün geldiğinde, başınızı yastığa koyduğunuzda yalnızca bir şeyle yüzleşirsiniz: “Ben gitmeliydim ama kalmayı seçtim. Kendime değer vermedim, o neden versin ki?” İşte bu yüzden, ne olursa olsun, size saygı duyulması için kimseye yalvarmayın. Sadece yanınızda kalsınlar diye kimsenin yanında kalmaya çalışmayın. Unutmayın: neyi hak ettiğinizi zaten kalbiniz biliyor. Ve kalbinizi susturmadığınız sürece, hak ettiğiniz sevgiyi ve değeri size gerçekten verecek insanlar da elbet bir gün karşınıza çıkacaktır.

Sırf emek verdiniz diye birine muhtaç değilsiniz. Birinin onayına, birinin size saygı duymasına, birinin sizi görmesine ihtiyaç duymuyorsunuz. Bu duyguların her biri önce sizin tarafınızdan size verilmeli. Ve bir insan bunları size vermediğinde, içiniz, o kadim iç sesiniz zaten size fısıldayacak: “Burada bir terslik var. Burada bir eksiklik, burada bir değersizlik var.” Siz bunu bastırıp “Ama değişir… ama zor zamanlar geçiriyor… ama biz çok şey yaşadık…” derseniz, o insan, size ilk gösterdiği saygısızlığın çok daha ötesine geçecektir. Ve işin kötüsü, artık sizi tanıyordur; sizi nereden kırabileceğini çok iyi biliyordur. Özürler gelir, affedersiniz. Ama bir bakmışsınız, sadece birkaç gün sonra bile hiç beklemediğiniz bir yerden canınız yanar. Öyle bir noktaya gelirsiniz ki artık karşı tarafı bile suçlayamazsınız. Çünkü o sınırları çizmekte geç kalmışsınızdır. Çünkü her ‘önemsiz’ dediğiniz kırılma, aslında bir sonraki fırtınanın temel taşı olmuştur. Ve o son, o asla affedemeyeceğiniz şey gerçekleştiğinde, şöyle dersiniz: “Bunu bana yapana kadar birçok şeyini affettim. Ve bu hale gelmesine ben izin verdim.” Unutmayın, kendinize saygı duymadığınız yerde, karşınızdaki kişi sizden çekinmez. Ona sizi kırmaması gerektiğini siz öğretirsiniz. Siz kendinize ne kadar kıymet verirseniz, o da o kadar dikkatli olur. Ve bunu yapmadığınız her gün, en değerli şeylerinizi emeğinizi, sevginizi, geçmişinizi ayaklar altına alırsınız. O yüzden gitmeniz gereken yerde kalmamalısınız. Çünkü hayat size bir şekilde kendinize saygı duymanız gerektiğini gösterecektir. Ve hayatınızdaki insanlar da bunu size çok sert biçimlerde öğretecektir. Size değer verilmesini dilenmeyin. İnsanların yanında kalmaya çalışmayın. Neyi hak ettiğinizi zaten biliyorsunuz.